24 Kasım 2014 Pazartesi

Yılın En İyi 100 Indie Albümü: Part I: 100 - 75

Her yıl olduğu gibi, bu yılı da "her yıl olduğu gibi" girizgahıyla oldurarak "en iyi 100" işine giriştim. Blog'un adı sinemaya referans olsa da sadece albüm yazmaya meyledişimi zamanla sevdim ve öyle kalıverdi işte. Derken, bu yıl da bolca dinlediğim, kulağımdan uyumalar dışında pek kusur etmediğim albümleri naçizane sıralamayla huzurlara sunayım istedim. Sanırım bu 4. senesi olacak ancak belirtmek şart ki hiçbirinde bu seneki kadar zorlanmadım. O kadar güzel isimden o kadar güzel albüm çıkmış ki, 100 albüme nasıl tamamlayacağımı düşündüğüm son günlerde bir de bakmışım ki yaklaşık 160 kadar albümü hatmetmiş, içerilere yedirmişim bir şekilde. Bunu 100'e düşürmenin kabir azabı şöyle dursun, ilk 50'yi sıralamak bile ciddi anlamda kabusum oldu. Indie'nin her türlü alt / yan janralarını kapsayan bu listeyi yine biraz oyunlu hale getirip her parçası ardışık günlerde yayınlanmak üzere 4 parçaya böldüm. Bunda, önceki senelerde tarafınızın "tık" ilgisi de etkili oldu tabii. Ben yine en baştan ilgi ve takibiniz için teşekkür edip, listenin ilk parçası olan 100 - 75 ile geri sayıma başlayayım...

Part I: 100 - 75


100. Joan as Police Woman

The Classic


Ülke: Amerika | Tür: Rock, Jazz | Çıkış Tarihi: 10 Mart

Aslen böyle cazlı cuzlu ağır mekan şarkıcı ve şarkılarıyla hoşlaşmam ama "bir polis olarak Joan", bu ezberimi, şarkıların dinamik düzenlemeleri ve müzikal yaratıcılıklarıyla bozdu. Layığıyla da, ite kaka da, listeye sonuncu olarak girebildi. 

99. jj

V


Ülke: İsveç | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 19 Ağustos

O kadar iyi bir müzikal altyapısı ve kaptırıp götüren vokali var ki yılın ne kadar zorlayıcı olduğuna böyle bir güzelliğin 99. olmasıyla da ikna olabiliriz pekala. Boş yok. Yalnız yere düşeni kaldırıyor mu, yoksa bir de o mu geçiriyor, biraz muallak. Kesin olan, sonuçta İsveç'li olmaları.

98. The Magic Numbers

Alias


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 18 Ağustos

Başta aşırı sıradan tınlasa da zamanla kana giren bir büyüsü var bu albümün. Yazdan beri arada açar, kapatmayı unutmuş gibi yaparım. Evet.

97. Mozart's Sister

Being


Ülke: Kanada | Tür: Electro Pop | Çıkış Tarihi: 5 Ağustos

Hiç konvansiyonel bir müzik yapmamasına rağmen oda içinde öteberiyle uğraşırken fonda harikalar yaratabilen bir güzellik bu kız. Tamamını kendi uğraşlarıyla yapmış gibi amatör ve şaşasız ilerleyen albüm, ille bir yerden yakalamayı beceriyor. Yine de herkese göre olmadığını eklemek zaruri.

96. The Ting Tings

Super Critical


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 24 Ekim

Ben bunları normalde günahım kadar sevmem. Ama liste dediğin şey tamamen sübjektif bir düşünmenin ürünü olsa da objektif olmayı da gerektiren, görmezden gelinemeyecek isimleri de muhatap alan bir mesai. Tam da böyle düşünüp çekinerek dinlemeye başladığımdan beri albüm hatrı sayılır loop sayısına ulaştı. Arada chill, geri kalan aralarda aksak ritmlerle flört eden bütünlüklü bir iş olmuş.

95. The Dø 

Shake Shook Shaken

Ülke: Fransa, Finlandiya | Tür: Folk Rock | Çıkış Tarihi: 29 Eylül

Onları tam anlamıyla 2008'imizi şenlendiren On My Shoulders ile tanımıştık. Sonrasında, 2010'da ilk albümleri kadar patlamayan ikinci işleri takip etti. Artık olgunluğa ilk adım olarak sayılabilecek bu üçüncü albümleri çoğu açıdan o kendilerine has keyfi verse de ben artık biraz sıkıcı bulmaya başladığımı söylemek zorundayım. Sıkıcı olduğu kadar bir şekilde naifliğiyle de dil ve kulakta kalabilen şarkıları için listeye girdi. Biraz kendilerini aşmayı beklemek haksızlık olmaz artık.

94. Ed Harcourt 

Time of Dust 


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 20 Ocak

1 seneye yakındır dinliyorum. Özellikle kışa çok yakışan tekinsiz, korku filmi temalı, karanlık, Eels-vari salınımlarla havada süzdüren muazzam bir gece dinlencesi. O epik sözler çıkarılsa kusursuz bir soundtrack bile olası var. Kaçmasın.

93. Sinéad O'Connor

I'm Not Bossy, I'm the Boss


Ülke: İrlanda | Tür: Rock | Çıkış Tarihi: 11 Ağustos

Kapaktaki tarza gerek var mıydı bilmiyorum ama (aslında yeni albüme gerek var mıydı falan) bende 90'lar hali ve şarkıları her dönemime cuk oturan, dolayısıyla her şekilde "satın alacağım" bir karakter olduğu için bu albümü de yeyip içtiğim kısa bir dönem oldu. Biraz country sulara girip sound olarak yerelleşse de teyzemi anladım ben. Uzak durmayı tercih edecekleri de çok iyi anlarım, onlarla çay bile içerim.

92. New Bums

Voices in a Rented Room


Ülke: Amerika | Tür: Folk | Çıkış Tarihi: 18 Şubat

Bütün bir yıl her an yanımda olmaları, en ölümcül anlarda gitar ve ekolu-puslu vokalleri itibariyle günümü yapan bir oluşum kendileri. Görünmez bir el çıkagelir, saçında göbeğinde dolaşır, kedi gibi su kaynatırsın. Öyle stabil, zararsız, sakin, öyle güvenilir. 

91. Hello Saferide

The Fox, The Hunter and Hello Saferide


Ülke: İsviçre | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 3 Eylül

Yılın en samimi iyi-hisset albümlerinden. Sonbaharın kuru yaprakları arasından huzmelerle sızan güneş enerjisiyle çalışıyor. Davetkar, süssüz, net ve ilk dinleyişte kana gireninden. 

90. Little Daylight

Hello Memory


Ülke: Amerika | Tür: Alternative | Çıkış Tarihi: 15 Temmuz

Mutlaka bir yerlerde duyup Shazam'e dinletene kadar bitip de kaçırdığınız şarkıların çoğu bu albümde eminim. Janrayla her anlamda oynayıp irili ufaklı tricklerle vokalini kucaklayan çok şeker bir albüm Hello Memory. Mutlaka telefonda durması gerekenlerden.

89. Russian Red

Agent Cooper


Ülke: İspanya | Tür: Indie Folk | Çıkış Tarihi: 13 Ocak

Tamamı "erkekleri öldüreceyiz" tadında erkek isimlerinden oluşan albüm, benim her işlerini bayılarak takip ettiğim Russian Red'in görece ve nispeten daha sönük yenisi. Önceki albümden I Hate You But I Love You, halen tüm zamanlar favori aşık olma şarkılarımdandır. Bu albüme maalesef bayılamadım ama yine o beni-anlatıyor sözleriyle çoğu kez hayatımı kurtardı bu yıl. 

88. Yann Tiersen

Infinity


Ülke: Fransa | Tür: Folk Akustik | Çıkış Tarihi: 19 Mayıs

Açıkçası Tiersen'i, gündeliği şölene çeviren müziğiyle seviyorum. Hep bir tarafında melankolisi vardı ama yine de mutlu olmayı buyururdu. Bu sefer ne yapmaya çalıştığını çok geç fark ettim. Çıktığında uzun bir süre dönüp tek tek dinledim yaz boyu ama havaların kapadığı son 2 ayda çok daha anlamlandı benim için. Rüzgarın taşıdığı müzik diye bir şey varsa, o bu albüm. Karanlık, karamsar, ve ilk kez bir miktar saykedelik.

87. Spain

Sargent Place


Ülke: Amerika | Tür: Slowcore | Çıkış Tarihi: 28 Şubat

Aynı anda tüm Lynch ve Coen filmografisinin müziklerini özetleyebilecek bir albüm bu. Bolca folk, azca country ama en çok da soft rock. Yağmurlu günlerin grisi, güneşin sarısı. Her moda, her güne bir Spain.

86. Childhood

Lacuna


Ülke: İngiltere | Tür: Lo-Fi | Çıkış Tarihi: 11 Ağustos

Benzer vokal ve müzik her yerde belki ama Childhood'u benzerlerinden ayıran şey, özgürleştiren enstruman kullanımı. Evet Lacuna bunu yapıyor; vapurun açık alanlarında, sahil iskelesinin ucunda, gündoğumunda koşarken, giden arabanın camından kafayı çıkarırken... Yazdan beri en çok dinlediğim albümlerden biri.

85. The Coral

The Curse of Love


Ülke: İngiltere | Tür: Psychédelic Folk | Çıkış Tarihi: 20 Ekim

Rüyalarımın soundtrack'ini yapan adamlar, The Coral. Mistik, kozmik, aynı anda hem kocaman hem de minimal bir iş. Şahaneliği, son 50 yılın tüm müzikal akımlarını bir potada rüya-vari bir sound'a yedirip eritebilmelerinde.

84. Passenger

Whispers


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Folk | Çıkış Tarihi: 6 Haziran

Yediğim en güzel şekerin müzikal formu sanırım bu albüm. Mumford & Sons, Paolo Nutini gibilerine sıklıkla benzetiyorum tarzlarını. Tüm yaz boyu fotoğraf çekerken mutlaka fonda dinlediğim bir şarkısı oldu. Gerçekten kaçırılası gibi bir şenlik değil.

83. Klaxons

Love Frequency


Ülke: İngiltere | Tür: Electronica | Çıkış Tarihi: 16 Haziran

Başlarda fazla "gürültücü" bir albüm olarak duysam da, melodik olarak tam da kendilerinden bekleneni veren, ortamına uygun olarak açılabilecek güzelliklerden biri bu yıl. Drink responsibly.

82. Lisa Gerrard

Twilight Kingdom


Ülke: Avustralya | Neo-classical Dark Wave | Çıkış Tarihi: 11 Ağustos

Bu kadının sesini tanımlayacak kelime hiçbir dilde yok. Nasıl bir trans hali yaşıyor da bizi de katman katman o transa dahil edebiliyor, çözümlemek imkansız. Zaten formülize edilebilecek, anlatılabilecek değil, safi dinlenip tecrübe edilebilecek öznel bir müzik. Bu albüm de her ölmelerimde cenazemin kaldırıldığı yüzlerce ana fon teşkil etmiştir. Eşsiz.

81. Imogen Heap

Sparks


Ülke: İngiltere | Tür: Trip Hop | Çıkış Tarihi: 18 Ağustos

Bu kadına Frou Frou zamanından beri tapar, mikrofona alfabeyi saysa dinlerim. Solo albümlerinde de bu hayranlığı devam ettirdim ve her işini takip ettim. Lakin bu albüm ilk başta o kadar birbirinin aynısı şarkılar olarak geldi ki, nefes alıp rahatlayabildiğim tek yerler şarkı aralarındaki sessizlik oldu. Hani stüdyoda allahını seven albüme sıkıcılık fırlatmış gibiydi. Derken bir mucize oldu ve tane tane iyi gelmeye başladı. Sonrası alışmak, sonrası sevmek.

80. Sara Jackson-Holman

River Queen [EP]


Ülke: Amerika | Indie Pop | Çıkış Tarihi: 29 Temmuz

Feist, Florence and the Machine, Lana Del Rey seven bunu da sevdi. Kendisini Orange is the New Black, Grey's Anatomy, 90210 gibi hit dizilerin muazzam score track'lerinden de tanıyoruz. Karanlık atmosferi ve kırılgan lirikleri ile ağlanacak omuz işlevi görüyor. Henüz EP olarak piyasaya çıktı ama büyüyünce albüm olsun, fazlasını versin diye bekliyoruz.

79. The Pains of Being Pure at Heart

Days of Abandon


Ülke: Amerika | Tür: Dream Pop | Çıkış Tarihi: 13 Mayıs

İlk 50'me girmediği için kendime kızdığım, dünyaya küstüğüm bir albüm. Dönemsel olarak diplerde cirit atarken çıkagelip girdi hayatıma. Her şarkısı ayrı hikaye, ayrı serum. Kısaca, grubun isminden albümün kapağına, şarkıların her birinden albümün ismine, komple çok seviyorum ve ondan çocuğum olsun istiyorum.

78. The Kooks

Listen


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 8 Eylül

Müthiş arka koroları, yılın hiçbir albümüne benzemeyen ritmleri, davetkar vokali ve ayağa kaldıran dinamik şalalasıyla tabii ki bir Kooks albümünden bahsediyor olacağızdır. Eksen'de de bolca duymuş olacağınız onca şarkı bu albümden. Kaçmaz, kaçırılamaz.

77. Karen O

Crush Songs 


Ülke: Amerika | Tür: Lo-Fi | Çıkış Tarihi: 5 Eylül

İtiraf etmek gerekirse başta nefret ettim ama Karen O'dur candır diyerek bu albümle ilişkimi aşk ve nefret ilişkisine çevirebildim zamanla. Hepsi demo kaydı gibi duyulan şarkılar, sözlere vakıf olmaya başlayıp kadının tarzıyla bütün düşününce bazı anlarda güzelleşebiliyor ama birçok sevdiğim albümün önüne geçmesi, daha çok ve hatta en çok kendisine olan aşkım kaynaklı. 

76. Lamb

Backspace Unwind


Ülke: İngiltere | Tür: Elektronik | Çıkış Tarihi: 13 Ekim

Lamb'i ilk tanımam 2000'lerin başında 8. Dünya Harikası Six Feet Under dizisiyle olmuştu. Neredeyse tüm sezon promolarında OST olarak kullandılar grubun şarkılarını. Aradan 10 küsür yıl geçti ve Lamb çağ ile birlikte büyümeyi elektronik altyapıya ağırlık vermek olarak algıladı belki. Bu durumu pek kanıksayamasam da halen o başlardaki çıkışsız duygudurumunu, kronik melankolyayı alabiliyorum satır aralarında. Ekim'den beri de her hafta muhakkak birkaç kez dinledim ve listedeki yerini tescilledim. 

75. Teleman

Breakfast


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 16 Mayıs

Sound olarak Metronomy bu yıl iki kez albüm çıkarmış gibi hissettirdiği için bendeki değeri de gün geçtikçe yükseldi. Bir ilk albüm için fazlasıyla iyi tınlıyor her şarkısıyla. Elektroniği ve rock düzenlemeyi harmanlama seksiliğiyle pekala yılın hatırlanacakları arasına alnının akıyla giriyor. Bizimle.



Yarın yine bu saatlerde Part II: 74 - 50 ile görüşmek üzere.



13 Temmuz 2014 Pazar

Morrissey: World Peace is None of Your Business ya da Hobi Olarak Yine Yaşa

(Yazı boyunca albümü WPINOYB şeklinde kısaltıp hepimiz adına faideli olmaya çalışacağım)



Tekerleme gibi, bilmece gibi, düz yazıda tek kelime, tek kelimede külliyat gibi. Kitabı filminden daha iyi, filmi kitabını aşan; çocuklara gece masalları, yetişkinlere sabaha karşı mavalları. Kalakalmışlık, icabında gidegitmişlik. Hisseder gibi, hisse değip kaçarak. Yakalar gibi olduğunda, kovalamanın konusundan çıkarak. Değmeler içinde en çok öpmeyi seçerek...

Aslında bu paragrafı Morrissey'in genel solo diskografisine genellemem mümkün. Söyleten de, genelleten de, WPINOYB'un, kişisel tarihimin albümü de olan ilk solo albüm Viva Hate'in ruhunu çağırması, taşıması ve neredeyse aşması sanıyorum. Evet, bu dünyadan ayrıca bir de The Smiths geçti ve bazı ruhlar çağırılmamak üzeredir ya; işte 2009'da zannımca vasat ötesi bir çalışma olan Years of Refusal'ın günahını çıkartmak suretiyle tüm ruhları kahvaltıya topluyor Moz. Masaya karnavalları, parade'leri, konçertoları, yıldızlar altında gitarlı İspanyol romantikleri, yorgun Fransız flâneur'leri, Amerikan başıboşları, İngiliz rebellerini doluşturmuş; öyle güzel bir harmanla hikayelerini iknaya gitmiş ki, kuş ol uç, kuş ol düş...

Albüm yine her zamanki salon erkeği çizgisiyle albüme de adını veren, aynı zamanda albümün -klibiyle de beraber- ilk single'ı olan şarkıyla politik tüm "değerlere" ve hükümetlere giydirerek açılıyor. Vergini öde, zengin daha zengin, fakir daha fakir olsun, ama yeter ki sus diyor. Ekliyor, sen oy verdikçe ve her şeyi onayladıkça coğrafyaları uçuruma sürükleyen fütursuz sürece çanak tutmaktan başka bir halt etmeyeceksin. Sözleriyle tipik Moz manifestosuna şahit ederken sıradaki 20 şarkı boyunca bizi ne gibi bir albümün beklediğini de müjdeliyor. No more you fool... "Ama?"

Neal Cassady Drops Dead ile devam ederken Jack Kerouac'ın Yolda'sını hatırlıyoruz. Bilen bilir belki, Cassady, Kerouac'ın Dean karakterini yaratırken etkilendiği bir "rol model" (Sonraları Kerouac kitaplarında Cody Pomeray olarak vücut bulacaktır gerçi). Aynı şekilde şarkı içeriğinin bir diğer dinamiği Allen Ginsberg de, Kerouac ve Cassady ile birlikte 1950'lerde Beat jenerasyonuna yön veren isimlerden ve meşhur "Howl" şiiriyle tabii ki. Şarkı, dahiyane zekası yanı sıra "catchy" olması bakımından da albümün en kolay kana girenlerinden. Özellikle "kurban mı yoksa maceraperest mi olmak istersin" diye sorduğu final kısımlarında giren gitar sololarıyla şarkı muhteşem kapanışların monumenti oluveriyor. Ayrıca sanırım şimdilik favorim.

Üçüncü şarkı I'm Not a Man, Moz'un şahsen ya da değil, yine üzerine fırlatılmış onlarca kimliği reddetmesi üzerine. Üzerinde yaşadığı dünyayı yok etmekle bağdaştırdığı testesteron hudutlarına giren ne varsa her şeye karşı çıkarak "adamlık buysa ben adam değilim" diyor kısaca. İstanbul ise, içinde yaşadığım şehre Moz'un sokaklarından ışıklarına kadar değmesi bakımından ziyadesiyle değerli olsa da müzikal olarak beni pek cezbedemedi. Belki zamanla inancı yitirmek, ait hissedemekle alakalıdır; hele şarkı bilhassa buraya aidiyetin övgüsünü "kahve gözlü çocuk" üzerinden verirken...

Earth is the Loneliest Planet... Modern insanın sıkışmışlığı gibi beylik laflarda dolanadursun, gezegenin yalnızlığı içinde hiçler uğruna hayat ertelemenin anlamsızlık vurgusu ve müzikal varyetesiyle "rağmen"lerin, "bile"lerin, "ama"ların güzelliği... Arka vokaller, aralara sızan elektrolar, tempoyu kutsayan organvari (kilise orgu) melodiciklerle "evet ama dans etmekten başka çaren varmış gibi" bütünlüğünü yakalıyor. Staircase at the University ile başarılı olmanın kendinden menkul mahiyetini özünden çalarak tüm bireysel ilişkilerin suratına çamur gibi sıvayarak devam ediyor, oradan The Bullfighter Dies ile boğa arenalarına (bir minvalde gündeliğimize) buyrediyor. Peşpeşe olmalarındaki anlamsal bütünlük manidar. Evet hepimiz matador ölsün, boğa yaşasın istiyoruz; hele ki "spor"un amacı tam tersi şekilde boğanın ölmesi gerekliliğiyken. Bu dramatik mise-en-scéne karşısında birileri eğlenmemiz gerektiğini söylüyor ve işin aslı eğleniyoruz da. Etik olan, hayvanın yaşamasını istemekken ama matadoru da tutarken bile birbirini öldürebilecek iki potansiyeli yine ölüme reva görmek... Başarılı olunca toplumda yer edinen, başarısızlık anında dokuz köyden kovulan gözler-önünde'liğin kutupsal çifte standart etiği, iyi'yi ararken kötü'yü istememizde müzminleşmemiş de ne? İğrenciz.

Kiss Me Alot ile ilk paragraftaki "değmelerden öpmeyi seçme"nin şarkısına geliyor ve zamanının You Have Killed Me'si ile enkaz altında kalmanın aman ne de hoş olabileceğini hatırlıyoruz. Smiler With Knife ile bunu hemen unutuyoruz; çünkü You Have Killed Me'ye muadil bir enkaz var artık, tam 8 yıl sonra. Severek öldürmenin, en çok da ölmenin tasavvurunu uzun zamandır iliklerime bu denli yapıştığını bilmiyorum ben. Şahsi favorimin Nead Cassady olduğunu söyledim ama "şahsi kere şahsi" diye bir şey varsa bu şarkıdan başkası değil. Zira, Time has frittered long and slow / All I am and was will go / But where to and why now?

Albümün son üçlük çeyreği, albümün sevmemde biraz daha diretecek olduğunu bildiğim bir alan. Kick the Bride Down the Aisle, aşk talebinin ekonomik arzda yattığına dair klasik Moz sivriliğine maruz kalırken, Mountjoy'un gitar rifleri "sözlerimizi dualar haricinde yüksek sesle söylemiyoruz, çünkü kimse umursamıyor" liriklerini parçalayarak içe içe işliyor ve standart albümün son şarkısı Obeo Concerto, isminden de anlayacağımız üzere enstrümanların valsi ve raksıyla Moz'un kişisel finaline imza atıyor. Ritm devam ediyor ama iyi olan herkes, her şey öldü ve "ben olarak ben" de "deneyen" tüm eski jenerasyon gibi ölmek üzere sıramı aldım diyor. Oldu mu adam?

Bitmiyor, delüks edisyonda 6 şarkı daha var. Moz'un son yıllardaki konserlerinde çalmayı çok sevdiği, enstrumantal olarak da konser alanındaki dramatik etkiyi arttırdığı her halinden belli Scandinavia ile tekinsiz bir hüzün hissediyoruz. Delüks bölümünün naçizane en iyisi olan One of Our Own ile devam ederken "give me the gun / i love you / a job half done / isn't done" öbeğinin saçmalık derecesindeki güzelliğine vuruluyoruz; müzikal olarak yarattığı etkiyi de hızlı giden arabanın camından çıkardığımız kafada buluyoruz. Drag the River ve Forgive Someone, aynı tonda iyi anlamda mızmızlanırken yine bir arada düşünmekten alıkoyulmadığımız "keyifli bir belirsizliğin" müziği oluyorlar. Julie in the Weeds, albümün geneline hakim olan "kimse tam olarak ne yaptığını bilmiyor farkında mıyız gençler"e selam çakıp Suedehead'in günbatımı çakırkeyfine öykünüyor; voila. Art Hound ile cümlesini toparlarken Moz, aslında tüm hayatı boyunca mikrofona "okuduğu" şeyleri "bakalım anlamış mıyız"a bağlıyor ve sen de imajın imajından, kopyanın kopyasından sıkıldıysan gel elimi tut diyor. Tükettik ama hala şarkılar söylüyoruz, birilerine adıyoruz, aşık oluyoruz, olmuyor nefret ediyoruz; birileri bu sırada bizi yönetiyor, birileri çok önceleri ölen sanatı sanat diye burnumuza dayıyor; ama sen gel elimi tut. Bakarsın yine hiçbir şey değişmez ve yine her şey çok güzel olur...

Image and video hosting by TinyPic



(Yazı boyunca albümü WPINOYB şeklinde kısaltıp hepimiz adına faideli olmama gerek kalmamıştır)








4 Aralık 2013 Çarşamba

Psychédelia Müzik Ödülleri: Yılın En İyi 25 Albümü


Yılın en iyi, en önemli, en özel 25 albümü aşağıdaki gibidir.


25-1


25. Nick Cave & the Bad Seeds

Push the Sky Away


Ülke: Avustralya | Tür: Alternative Rock | Çıkış Tarihi: 18 Şubat


Nick Bey içinde ne varsa döküyor, günah çıkarıyor. Bad Seed'ler de boş durur mu, yapıştırıyor cevabı. Kekremsi tadıyla yılı kurtaranlardan.


24. Capital Cities

In a Tidel Way Wave of Mystery


Ülke: Amerika | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 4 Haziran

Yılın benim için en büyük sürprizlerindendi. Her şarkısı birbirinden deli. Saksafonlar, trompetler, yaylılar havada uçuşuyor. Tam da albüm kapağının retro absürdlüğünü taşıyan, tam olarak karşılığına denk düşen bir sound kafası. Uzun zamandır indie ruhu ve pop'u bu kadar iyi kaynaştıran bir gruba denk gelmiyorduk. Kaçmaz.


23. Kate Nash

Girl Talk


Ülke: İngiltere | Tür: Garage Punk | Çıkış Tarihi: 4 Mart

Bu kızın kalbini kim kırıyorsa yatacak yeri yok. Başlarda sevmediğim bir vokaldi; sonra söz yazarlığını sevdiğim birine dönüştü. Gel zaman git zaman ilişki statümüz güncellendi. Korkulması gereken bir kalbi-kırık kendisi. Ayrıca Nash'in müzikalite olarak da doruğa çıktığı albüm Girl Talk.



22. Lorde

Pure Heroine


Ülke: Yeni Zelanda | Tür: Art Pop | Çıkış Tarihi: 27 Eylül

Onu Royals ile tanıyoruz aslen ama albümün geneli o kadar kristalize donuklukta ki hasta olmamak imkansız. Muazzam bir İngiliz suburb imajı verse de Zelanda dağlarının Ygritte'i o. Ve -sakin olalım- 96 doğumlu. Bin dokuz yüz doksan altı. Favorim, Aygaz kamyon cingılı sample'lı Buzzcut Season şahanesi.



21. Beach Fossils

Clash the Truth


Ülke: Amerika | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 19 Şubat

Bütün bir 2013'ün üzerine yorgan gibi örttüğüm bir albüm. Yazından kışına her an başucuydu. Lo-fi'ya sıkça kayan sound'u, ekolardan eko beğenen vokalleri, öldürmeyip süründüren lirikleriyle kapalı havalara övgü niteliğinde Clash the Truth. Halen fosilleştiremediklerimizdenseniz (?) durduğunuz hata.



20. Olafur Arnalds

For Now I Am Winter


Ülke: İzlanda | Tür: Neo-Classical | Çıkış Tarihi: 22 Şubat

Kelimelerle anlatılabilen bir şey değil Olafur. Safi duygu patlamalarının notasal karşılığı zira kendisi. En asil İzlandik hissiyatların reprezentasyonu. İki hafta kadar önce Salon'da kaçıncı kez izleyip muma döndüğümü bilemeyecek kadar salt tapıyorum. Clint Mansell, Philip Glass severler önden buyursunlar.



19. David Bowie

The Next Day


Ülke: İngiltere | Tür: Glam Rock | Çıkış Tarihi: 8 Mart

Son peygamber Bowie, yeryüzüne inen son kitap The Next Day'de inanç tazeliyor. Sansasyonel klipleriyle de birlikte bu yılın en önemli olaylarındandı zira. Bunu "Katolikler'in tepkisini çekti" minvalindeki zırt haberlerden de hatırlayacağızdır. Son albümünden 10 yıl sonra ortamlara dönen Bowie, çıkış şarkısı The Stars (Are Out Tonight)'da Tilda ile birlikte bipolar bozukluğun manifestosuna imza atıyordu. Fecaat.




18. Sigur Ros

Kveikur


Ülke: İzlanda | Tür: Post-Rock | Çıkış Tarihi: 12 Haziran

Gelmiş geçmiş en agresif Sigur albümü. Brennisteinn gibi müthiş bir sinir harbiyle açılan albüm önce giderek hafifleyip sonra tekrar tansiyon yükseltiyor. Belli ki bu sene bir şeyler kızdırmış onları. Geçen seneki Valtari ve en sevdiğim albümleri olan Með suð í eyrum við spilum endalaust nispeten sakin ve gevşeklerdi. Bu kızma hali, Kveikur'u belki de en olgun albümleri yapıyor bir yandan. Zira ecinni sözlerden ziyade muhteşem bir senfoni akıyor tüm albümde. En neşeli, tek neşeli şarkı olan Stormur, yazımın resmi sponsorlarındandı ayrıca. 



17. The Dodos

Carrier


Ülke: Amerika | Tür: Indie Folk | Çıkış Tarihi: 27 Ağustos

Yılın en "dönerse senindir" albümü belki de. İlk dinleyiş itibariyle dokunduğu her şeyi güzelleştiren bir konsept hakim albüme. Mont giymenin, atkıyı 8 yaparak boyna dolamanın, tüm sigarayı rüzgarın içmesinin albümü Carrier. Gel gör ki yine bir erken doğumla yaz sonuna çıktı. Olsundu, hem sevdi hem dövdü.



16. Devendra Banhart

Mala


Ülke: Amerika | Tür: Psych Folk | Çıkış Tarihi: 12 Mart

Tür tanımlamasında "sayke folk" olarak geçiyor. Herhalde hiçbir janr bu kadar doğru kodlanmamıştır. Devendra'nın ve genel olarak tüm Mala'nın kahveyle tüketildiği vakit, spiritüel oynayan bir tarafı var. Butik bir kahve evinde, yola da yağmur düşüyorsa biraz, kitaba ayraç görevi gören leziz ötesi bir albüm Mala. Hele bir Won't You Come Home falan, acayip işler bunlar.



15. Woodkid

The Golden Age


Ülke: Fransa | Tür: Baroque Pop | Çıkış Tarihi: 18 Mart

Antony and the Johnsons vokalini Patrick Wolf müziğiyle karıştırınca ortaya yer yer ikisinden de güzel bir karışım olarak Woodkid çıkıyor. Mükemmel senfonik müziğiyle tüm yılın en iyi müzik olaylarındandı Golden Age. I Love You ile sıkça duymuş olmanız olası. Ama albümde daha bombaları var, duyurulur.



14. Daft Punk

Random Access Music


Ülke: Fransa | Tür: Electronic | Çıkış Tarihi: 17 Mayıs

Önceden dinlemeyeni için bile bir 101 albümü RAM. Evet yeterince sündürdük, pelesenk ettik yıl boyu ve uzun yıllar Instant Crush eskitemeyeceğimiz aşikar. Ayrıca albüm geneliyle Gezi'nin soundtrack'i olmasını ne yapacağız...



13. Artcic Monkeys

AM


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 6 Eylül

Baştan aşağıya orgazmik bir albüm olduğunu bir şekilde bu sayfaya ulaşmış herkes biliyordur. Rock'n Coke'da yaşattığı 2 saati hala havsalam almıyor. Anladık ki, gerçekler ve varlar.  



12. John Grant

Pale Green Ghosts


Ülke: Amerika | Tür: Synth Pop | Çıkış Tarihi: 11 Mart

Tüm varoluşuyla harika bir salon beyfendisi olan Grant'i geçen haftalarda Babylon'da canlı izleyip dinleme ibadetinde bulunduğumdan beri karşı konulamaz duygular besliyorum kendisine. GMF diye bir şarkı var albümde; işte ona bir hipogrifmiş gibi selam sabahla yaklaşın diyor, bitiriyorum.


11. Moddi

Set the House on Fire


Ülke: Norveç | Tür: Indie Folk | Çıkış Tarihi: 8 Mart

Hanimiş hanimiş sayıklamak suretiyle sevebileceğiniz Moddican, bu albümde aşırı iknakar bir yerden mutlu etmede çok başarılı. Varlığım Moddi varlığına armağan olsun. 

_______________________________________________________________________________

10. Tegan and Sara

Heartthrob


Ülke: Kanada | Tür: Indie Pop | Çıkış Tarihi: 29 Ocak

İlk çıktığında ve albümün birinci ayında "bunu sene sonunda kesin 1. seçerim" diye voltalar atıyordum. Yine her modun albümü olmaya kasmadan her modun albümü olabilen Heartthrob, harika elektronik altyapısından ziyade fil gibi göğüse oturan lirikleriyle öne çıkıyor. Hiçbir kaçar yolu yok bu albümün. 


09. Thomas Dybdahl

What's Left is Forever


Ülke: Norveç | Tür: Indie Folk | Çıkış Tarihi: 13 Eylül

Çok yıllar önce The National Bank grubu ile tanışmış, beraber yürümüştük bu yollarda. Solo olarak da harikalar yaratan Dybdahl'un mucizevi yeni albümü tüm dengemizi alt üst ediyor ve albüm bittiğinde hipnozdan çıkıyorsunuz. Bir de, Easy Tiger ne cüretle bu kadar iyi bir şarkı?


08. My Bloody Valentine

MBV


Ülke: İrlanda | Tür: Shoegaze | Çıkış Tarihi: 2 Şubat

Kafalar kafalar. Hiç dinlemeyen için birkaç "fırt" almadan tavsiye edilmez tabii ama bileni zaten anladı, çünkü öncesinde albümü çok sevdi. Nete ilk düştüğü akşam on binlerin saldırması dolayısıyla sitelerinin çökmesini de unutmuş değiliz. MBV "partisi" mi yapsak bir gün bende?


07. Cloud Control

Dream Cave


Ülke: Avustralya | Tür: Alternative Rock | Çıkış Tarihi: 9 Ağustos

Muhteşem müzikal altyapı, muazzam enstrüman kullanımı, şahane sözler. Gerçekten her saniyesinin hakkı verilerek yapılmış bir albüm. Defalarca dinledik, yok, tükenmiyor. Scar favori. Dream Cave, yılın en şahane müzik olaylarından.



06. LAKE

The World is Real


Ülke: Amerika | Tür: Indie | Çıkış Tarihi: 17 Eylül

Eylül ne bereketliymiş oysa. Henüz ilk dinleyiş itibariyle, gitar ve vokalden, klavye ve envai çeşit sample'a kadar sarıp sarmalayan, günü kurtaran, kendi için de benim için de büyük bir adımdı bu albüm. Azıcık dinmeye ihtiyacınız varsa şayet, fırlayın.


Ω

05. James Blake

Overgrown


Ülke: İngiltere | Tür: Neo-Soul | Çıkış Tarihi: 8 Nisan

Bir "elektronik şiir" olarak Overgrown, James Blake'i gezegen harikası yapmaya yetiyor. Günlük 150mg gücünde antidepresan bu albüm. Nasıl bir duygudurumla başladıysan onu köklüyor. Ama ortak paydası "huzur" denilebilir. Dehşetengiz... İyi bir kulaklıkla, ihya olmanın bir avuç yolundan biri kesinlikle Overgrown.



04. Volcano Choir

Repave


Ülke: Amerika | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 3 Eylül

Nete stream olarak çok daha öncesinde düştüğü için yazın son haftalarını bu albümden bağımsız hatırlamak mümkün değil. Bon Iver'den Justin Vernon'ın grubu olan "volkan korosu", Bon Iver'den bildiğimiz her şeyi katlayarak sığmaya çalışıyor hayatımıza. Kapalı hava vurgusunu temcit pilavına malzeme yapmak istemezdim ama bu albüm resmen yağışlı meteorolojik terminolojinin söze müziğe dökülmüş hali. Müzik denenden ne anladığımıza göre değişir, ama benim için bu sene müziğin yeniden tanımlanmasaydı bu albüm. Ölümsüz...


03. Foals

Holy Fire


Ülke: İngiltere | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 11 Şubat

Bu albümü tek harfle bile açıklayıp "incitirsem" diye ödüm kopuyor. Açtığım vakit tüm hücrelerimin rutin biyolojik işlerini bırakıp benimle beraber dinlediği, geri kalan ve aşağıdaki son iki albüm dışındaki her şeyi önemsiz yapan olağanüstü bir albüm Holy Fire. Stratosfere kadar çıkarıp gezindiren favori Stepson elbette. Bir şarkının yapabildikleri korkunç bir şey.



02. Daughter

If You Leave


Ülke: İngiltere | Tür: Alternative Rock | Çıkış Tarihi: 18 Mart

Konu Elena Tonra'nın dış mihraklarca "üzülmesi" ise, bize bu albümü yapması, hayatımıza sokması itibariyle sevinmek mi, yoksa bizi de peşinden sürüklediği için az ötede tutmak mı mesele? Festival zamanı Salon'a gelmişti. Zaten bir tapınağa girdiğim de tek o akşamdır.


Ω Ω Ω

01. The National

Trouble Will Find Me


Ülke: Amerika | Tür: Indie Rock | Çıkış Tarihi: 17 Mayıs


Müzikleri kişilerle ve şeylerle bağdaştırmak gibi kuruyasıca bir huyum var. Kişi ve şeyler günün sonunda yok olmaya programlıysa, bu sözkonusu müziğin ömrünü kısaltabiliyor malum. The National ise işin sağlamasından giderek tam da "yok olma"nın müziğinin peşinde, yine. Kişi ya da şey özelinde başıma gelen en iyileri hem kişisel tarihimde hem de (en çok) bu sene toplam 13 şarkıya sıkıştırmak, isteyebileceğimi bildiğim her şeyin ötesindeydi. Benimleyken değmediği şehir bırakmadan yavaş ve sakin, son 6 ayımın her dakikasında kişi ve şeylerin kalıbı, iskeletiydi. Çoğu hala burada, bir kısmı yok. Ama dedim ya, The National "müstakbel kayıplar"ın şairleri. Zira günün sonunda "trouble will find us all"...


Biter

Takip ettiğiniz için teşekkürler.










Yılın En İyi Albümleri

Normalde her yıl kabaca o yıla dair birkaç kelamla girizgah yaparım ama bunu bu yıl Sylvia Plath'e yaptıracağım. Konuş canım: "If I...