26 Aralık 2011 Pazartesi

Yıl Sonu Indie / Rock Bilançosu

Her sene sonunda bir şeylerin listesini yaparım; başta filmler olmak üzere afişler, fragmanlar, albüm kapakları; kısaca görsel medyada ele ne geçerse, yılbaşına doğru benim gibi listmanialar için filtre çanları çalmaya başlar. Ancak albümler (veya single'lar) günceli ve gündemi fazla hareketli olduğundan pek cesaret edemediğim, es geçme riskini göze almak istemediğim bir bölgeydi. Elbette azami kişisel favorilerden kıyıya köşeye kaydettiğim 3-5 'en iyi' mevcuttu hep ama bu sefer yıl içinde daha fazla zaman ayırıp sürece yatırabilme imkanı buldum, hali hazırda 2011'in müzik piyasası açısından parlak ve verimli bir sene olması avantajını da kullanarak...

Aslında klasik Top10 ile yola çıktığımda çeşitli müzik medyalarımda aylara göre depoladığım fazlaca şarkıyla karşılaştım, böyle bir listeye girişeceksem 10 hiç de adil bir sayı olmayacaktı haliyle. Sayı böylece 30'a kadar çıkmış oldu. Birkaçını da eleyerek düz hesaba düşürdüğüm bu sözkonusu 30, benim Ocak2011 itibariyle mütemadiyen dinlediğim ve dönemlerime bir şekilde kazınan ve bir süre daha sıkılamayacağım şarkılardan oluşuyor.

Gönül isterdi ki hepsine bir mash-up çekip şöyle 1-2 saate varan, peş peşe tek linkte dinlenebilen bir track yapabileyim ama hünerlerim o kadarına el vermiyor maalesef. O sebeple 19 şarkıyı ismen, (10+1) 11 süper en iyimi de youtube linkleriyle sunmayı uygun buldum. Belki yakın bir zamanda hepsini bir albüm haline getirip uyduruk bir kapakla upload ederim sağa sola ama şimdilik yıl bitmeden böyle yetiştirmiş olayım.

Son olarak, gerçekten bu sene müzik açısından süper doyduğumu bir kez daha belirteyim. 2010 başlı başına The National, Belle and Sebastian, Arcade Fire, Two Door Cinema Club, Hurts ile bile çok sağlam bir yıldı ama en azından liste yapmak aklıma geldiyse bile Twitter, Tumblr, Facebook paylaşımlarıyla sınırlı kaldım. Bu kez bence değdi diyor, uzatmadan sizi "hepsi çocuğum gibi olan" şükelalara buyur ediyorum:

* Listeyi beğeni sıralamasına göre düzenledim.
** Arcade Fire, Two Door Cinema Club, I Blame Coco ve Miles Kane'i aslen 2010 çıkışlı albümlerinden kasım-aralık civarı hit olan (veya olamamış) şarkılarıyla listeye son anda aldım.

Psychédelia Özel Ödülü: PJ Harvey - The Words That Maketh Murder



30. Kasabian - Acid Turkish Bath (Shelter from the Storm)
29. Death Cab For Cutie - You Are a Tourist
28. Arcade Fire - The Suburbs
27. The Strokes - Under Cover of Darkness
26. Miles Kane - Come Closer
25. Timber Timbre - Black Water
24. Florence + The Machine - What the Water Gave Me
23. Radiohead - Morning Mr. Magpie
22. The Drums - How It Ended
21. Coldplay - Charlie Brown
20. Two Door Cinema Club - This is the Life
19. Peter Bjorn and John - Second Chance
18. Arctic Monkeys - Suck It and See
17. Beady Eye - The Roller
16. Bon Iver - Towers
15. Björk - Crystalline
14. Cults - Go Outside
13. Mazzy Star - Lay Myself Down
12. Coldplay - Every Tear is a Waterfall

11. David Lynch - Good Day Today



10. Delay Trees - Tarantula / Holding On



9. The Maccabees - Pelican



8. Feist - How Come You Never Go There



7. Foster the People - Pumped Up Kicks



6. I Blame Coco - Summer Rain



5. Charlotte Gainsbourg - Paradisco



4. The Pierces - Kissing You Goodbye



3. Black Keys - Lonely Boy



2. Russian Red - I Hate You But I Love You



1. Gotye - Somebody That I Used to Know



Gotye için özel birkaç şey söylemek isterim. Albümü temmuzda keşfetmiş olmam lazım. Bu şarkı henüz ufak kitlesini ufak çaplı sarsmadan evvel ilk dinleyişte tav olmuştum albümün tamamına. Baştan sona elektronikle baştan çıkarma sanatı, müzikal anlamda tahrik gücü ile sözler bazında tahrip gücü yüksek, belki de yılın benim için en iyi albümü. Öyle ki sadece tek başına ayrı bir inceleme bile kesmeyecektir, o kadar kişiye has ve alabildiğine tarifsiz. Lo-fi balladlar, ekolu vokaller, bir yazın her detayını göz kapalıyken hipnoz kıvamında verebilen ritm ve melodiler... Albümde şarkı ayıramıyorum ama özellikle State of the Art için ilk dinleyişlerimde çağımızın elektronik Mozart'ı dediğimi hatırlıyorum ve hala saçma gelmiyor. Hani aynı kalibrede Moby, Jay Jay Johanson falan diyebiliriz belki ama tek albümle ikisini de satar-atar kadar iddialıyım açıkçası. Geneli artık sizin merak eşiğinize ve dinlemenize bırakıyorum, bu şarkıya gelecek olursam... Çok özel bir dönemimde geldi vurdu bana STIUTK (kısaltması da ne gudik). Mezun olmuşum, amsalak bir yaz geçiriyorum, sonra deli bir yer çıkıyor karşıma, hayatımın en kompakt haftasını geçiriyorum, hiç beklemezken aşık oluyorum, neredeyse olunuyorum bile düşün okuyucu. Bu sırada şarkıya eskimesi suretiyle yol vermek için de uğraşıyorum ama bana mısın demiyor, loop üstüne loop. Derken gün bugün ama hala ilk iştah ve yeni şeyler duyacakmışım heyecanıyla kaptırıp gidiyorum; abartısız kalbim falan form değiştiriyor sanırım "you didn't have to cut me off" diye her girişte. Velhasıl-ı kelam, Gotye (uzaktan da olsa sevgilim Kimbra) kısa yılın-yazın kârı oldu bana bu sene. Sinemada Melancholia ve Tree of Life, müzikte Gotye'yi 2011'e veda ederken cebime harçlık niyetine koyuyor devam ediyorum harcamalık iki binhönnünü yıllara...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder